06 Temmuz 2009 Pazartesi

ŞEFTALİLİ TART...

Hepinize güzel bir hafta diliyorum..smileys

Bu sabah bisikletle dolaşırken önüme küçücük yavru bir köpek çıktı tam ana cadede geziniyor zavallı arabalar vızır vızır birinin altına gitse hiç kimsede durmaz bu küçük yavru için:( Onu alıp kaldırıma çıkardım bakındım anası kardeşi filan varmı acaba diye yok ben gidiyorum o da peşimden geliyor kıyamadım orada bırakmaya. Belediyenin hayvan kliniğini aradım hemen orada, adamlar 1-2 saate anca geliriz yoğunuz deyince ben bunu eve götüreyim oradan alın dedim.
Yavruyu kucakladım bir elimde bisklet yürüyerek eve ulaştım, ama nasıl susadı o kadar zamanda.


Bahçeye bıraktım benim azılı hemen saldırdı tabiki onu bağladım yavrunun karnını bizimkinin artanları ile doyurdum yıkadım üzerine bit pire tozu serptim 4 saat sonra geldiler minik yavruyu götürdüler.

Belediyelerin böyle hizmet vermeleri bence çok önemli her belediyenin mutlaka hayvan kliniği olmalı, bu hayvanları götürüp aşılarını ve kısırlaştırma operasyonlarını yapıp isteyen olursa sahiplendiriyırlar yoksa sokakalara yada belediyenin şantiyesi varmış oraya bırakıyorlarmış.

İşte bu günkü işim bu oldu, benim gibi sokakta gördüğü hayvana kayıtsız kalamayan biri için çok önemli bir işti:)

Sizlere tam da mevsmiyken şöyle şeftalili bir tart ikram edeyim diye düşündüm çok hafif bir okadarda lezzetli akşam üzeri çaylarınız için nefis bir tat..

Malzemeler.

Yarım paket yumuşak margarin.

3 çay bardağı un.

1 çay bardağı şeker.

5 yemek kaşığı süt.

2 yumurta.

1 paket vanilya.

1 tatlı kaşığı kabartma tozu.

1 fiske tuz.

4-5 Tane şeftali.

Bütün malzemeyi karıştırıp bir hamur yoğurun eğer unu az gelirse un ilave edebilirsiniz.

Hamuru merdane ile 1 cm kalınlığında açıp tart kalıbınıza yarleştirin. Kenarlarında fazlalıkları merdane kalıbın üzerinde gezdirerek kesin.

Soyup dilimlediğiniz şeftalileri tartın üzerinde boşluk kalmayacak şekilde dizin. Üzerine 2 çaorba kaşığı kadar toz şeker serpin.

180 derecede ısıtılmış fırında pembeleşinceye kadar pişirin(ben biraz az pişirmişim 10 dakika kadar daha pişse iyi olacakmış)

Hepinize afiyet olsun..

04 Temmuz 2009 Cumartesi

FARK ETMELİ İNSAN......

Can Yücel'in çok beğendiğim bu yazısını sizlerle de paylaşmak istedim umarım sizlerde beğenirsiniz...

Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken Dünya benim! Dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların her şeyi bırakıp gidiyorum işte! dercesine apaçık kaldığını ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra azrailin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan.

Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine seni çok seviyorum! Demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.

Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli.

Fark etmeliyiz çok geç olmadan… Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür…

O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür…

Yazar: Can Yücel

01 Temmuz 2009 Çarşamba

ZEYTİNYAĞLI KURU PATLICAN DOLMASI...

Şimdilik resmini yayınlıyorum, tarifi daha sonra oğlumdan fırsat bulduğumda yazacağım:)

Neyse Melih'i yüzmeye yollayınca pc bana kaldı. Erkek çocuklarında şu metin 2 oyunu salgın halinde ne yapsamda oyundan kaldıramıyorum çocuğu. Sabahtan öğlene kadar kuran kursuna gidiyor geldimi oyun başına akşama kadar oturuyor, akşam üzeri biraz kalkıp sokağa çıksın diye gel beraber bisiklet binelim bikaç tur atalım desemde tık yok çocukta biraz daha böyle devam ederse oyunu silmekten başka çare kalmayacak o zamanda kıyamet kopacak..

İşte yazın bütün çocuklarda bir sıkıntı başgösteriyor canımız sıkıldı ne yapsak, biz çocukken hiç tatillerde canımız sıkılmazdı nedense. Tatil başladımı yaylaya taşınırdık; yayla dediysem öyle karadeniz yaylaları gibi kilometrelerce değil 3-4 km kadar uzaklıkta ama o kadarlık mesafede bile hava değişir. Yaylada komşular arkadaşlar filan yok babanne dede anne baba ve ablam ve kardeşim işte bizler bu kadar kişi arada bir de amcamlar gelirdi, onlar pek uzun süreli kalmaz gelir giderledi.
Sabah kalktıkmı ağaçlardan yere dökülen elmaları toplama işi ablamla ikimizin olurdu aman Allahım en nefret ettiğim işti en sonunda isyan edip babaanneme ağaçları kim diktiyse o toplasın demiştimde çok kızmışlardı..

İşte böyle ot yol onu topla bunu getir şunu götür diye bizlerin tatili geçer giderdi. Şimdiki çocuklara ne yapsanda doymuyorlar doyumsuzluk hat safhada, her istedikleri ellerinin altında gak diyorlar su guk diyorlar ekmek hesabı bilemiyorum sonumuz ne olacak?

Ben de patlıcan dolmasına gelene kadar nerelere gittim çocukluğuma kadar indim:) Zeytinyağlı kuru patlıcan dolmasını çok severim etlisindense zeytinyağlıyı tercih ederim; misafirler gelince çayın yanında da çok güzel olur herkes çok beğenir...

Patlıcanları kaynar suya atarak yumuşayana kadar haşlarım.

Soğanları (bol soğan olmalı) ve dolmalık fıstıkları yağda kavurup içine pirinci de ilave edip biraz çevirelim, Suda ıslattığımız kuş üzümlerini de ilave edelim.

Üzerine dolma baharı kuru nane karabiber tuz ve biraz da şekeri ilave edelim en son olarak kıyılmış maydanozu da koyup karıştıralım.

Artık patlıcanlarımızı yarısına kadar doldurup uçlarını bastırıp kapatalım tencereye dizelim yeteri kadar sıcak su ve tuz ilave edip kapağını kapatıp kısık ateşte pişmeye bırakalım. Eğer suyu yetersiz gelirse sıcak su ilave edelim..

Dolmayı birgün önceden pişirip kapağını açmadan bir gün bekletip ertesi gün bol limon ile yemenizi tavsiye ederim..
Afiyet olsun...

26 Haziran 2009 Cuma

HALEP İŞİ KURABİYE...


Çocukluğumdan hatırlarım bu kurabiyeleri, bol pudra şekerli bembeyaz mmm nefis olurdu.

Geçen gün anneme gittiğimde annemde çok eskilerden günaydın gazetesinin verdiği küçük pasta börek tarifi kitaplarını gördüm ismi günaydın cep kitapları.

Rahmetli Ergun Köknar hazırlamış güzel ve değişik tarifler var. Bu kurabiyenin reçeteside oradan aklıma estikçe denemeler yapılacak..

Halep işi kurabiye un kurabiyesi gibi yumuşak olmayıp daha sert ısırınca kıt diye ses çıkartır.

Malzemeler.

400 gr un.

200 gr katıyağ.

150 gr pudra şekeri(Üzerinede şeker serpileceği için çok tatlı istemeyenler biraz daha az şeker kullanabilirler bana şekeri biraz fazla geldi)..

1 paket vanilya.

Dibi yuvarlak bir tencereye erimiş katıyağı koyunuz ve soğumasını bekleyiniz.

İçine pudra şekerini ekleyiniz ve tahta kaşığın sırtıyla ezerek karıştırınız.

Yağ beyaz bir bulamaç haline gelinceiçine elenmiş unu ve vanilyayı ilave ediniz,
yoğurarak hamur haline getiriniz.

İyice bütünleşince 1 saat kadar dinlenmeye bırakınız.

Dinlendirdiğiniz hamuru tezgaha alıp elle bastırarak şeritler haline getiriniz.

İsterseniz yuvarlak şekillerde verebilirsiniz.(ama hamuru toparlaması biraz zor oluyor).

Şeritleri 3 santim uzunluğunda verev keserek şekillendiriniz Üzerine çatalla çizgiler atabilirsiniz.

Daha sonra yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziniz.

16 derecede ısıtılmış fırında üzeri kuruyuncaya kadar pişiriniz çok pişirmeyin pembeleşmesinler beyaz kalmalılar..

Fırından çıkan kurabiyeler soğuduktan sonra üzerlerine bol pudra şekeri serperek servise hazırdır...

Afiyet bal şeker olsun...

25 Haziran 2009 Perşembe

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.....

Recep ayı, kameri ayların yedincisidir.

Recebi şerif; Allahü Teala'nın ayı, Şa'bân-ı şerif; benim ayım, Ramazan-ı şerif; ümmetimin ayıdır. (Hadis-i şerif)

Bu geceyi oruçlu olarak karşılamalıdır.

Regaip gecesi, akşamla yatsı arasında 12 rekat hacet namazı kılınır.
Fatihadan sonra her rekatte 3 innâ ezelnâhü ile 12 ihlas-ı şerif okunur.

Bir kâidedir bu câvidâne
Elbette gider gelen bu cihâne.(Ziya Paşa)
Câvidâne: Ebedi, sonsuz..

23 Haziran 2009 Salı

FIRINDA ÇİKOLATA TERİN...

Selaaaam..

Çikolatayı sevenler için güzel bir tarifle geldim..

Dün evlilik yıldönümümüzdü şöyle süslü bir pasta yapmayı düşündüm sonra elime bu terin tarifi geçti, bir çikolata sever hâtta çok çok çok çikolata sever olan eşim için bu pastadan daha güzel olur diyerek çikolta terin hazırladım.
Terin'i hazırlarken bir taraftanda yemekteyiz programını izlemeye çalıştım. Dün blog arkadaşımız gönülün evinde yediler içtiler beğendiler beğenmediler eleştirdiler. neyseki terin fırına girince rahat rahat izledim gönülü..
Başarılar diliyorum arkadaşım oldu bitti ama daha sms olayı varsmiley

Gelelim tarifimize....

Malzemeler.. (8 kişilik)

2 su bardağı taze krema(2 kutu)

400 gr bitter çikolata.

4 yumurta sarısı.

2 yumurta.

1 çay bardağı toz şeker.

1 çorba kaşığı nescafe.

Üzeri için 1 çorba kaşığı kakao.

Yapılışı..

Kremayı kaynama noktasına gelene kadar ısıtın.

İçine iri parçalara bölünmüş çikolataları atıp ocağı kapatın karıştırarak çikolataların erimesini sağlayın.

Çikolata eriyince içine yumurtaları ve yumurta sarılarını, şekeri, nescafayi ilave edip karıştırın.

Bu karışımı yağlanmış fırın kabına döküp içi su dolu fırın tepsisine yerleştirin.

140 derece fırnda 40 dakika pişirin.

Fırından aldıktan sonra üzerine kakao serperek ister ılık ister soğuk olarak servis edin.

Afiyet bal şeker olsun....



17 Haziran 2009 Çarşamba

PAMUK POĞAÇA....

Önceki yazımda poğaçaya sıra gelmemişti işte şimdi tarifini veriyorum..

Yarım paket yumuşak margarin.

4 su bardağı un.

4 yemek kaşığı yoğurt..

Yarım su bardağı süt.

Yarım kahve fincanı sıvıyağ.

3 yumurta (1'nin sarısı üzerine ayır).

1 tatlı kaşığı tuz.

2 yemek kaşığı şeker.

1 paket instant maya..

Un, maya, margarin, tuz ve şeker beraber yoğurulur.

Yoğurt süt sıvıyağ ve yumurtalar başka bir kapta çırpılır.

Unlu karışımın içine ilave edilip hamur iyice yoğurulur.

10-15 dakika kadar dinlendirilir.

Daha sonra ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp içlerine peynir, sosis, sucuk ne istenirse koyulur kapatılır yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir üzerine yumurta sarısı sürülür istenirse susam dökülür.

200 derecede ısıtılmış fırında kızarana kadar pişirlir.

Fırından çıkınca yumuşacık puf puf poğaçalar yemek için hazır..

Afiyet olsun...

15 Haziran 2009 Pazartesi

PAMUK GİBİ POĞAÇA. ve TATİL....

Herkese iyi bir hafta ve bütün çocuklara iyi tatiller diliyorum...

Evet karneler alınıp okullar kapandı çocuklar koca bir yıl çalışıp yoruldular tatili de hak ettiler.

Aslında onlarla birlikte biz annelerde çok yorulduk bende tatile girdim sanki bir rahatlık bir relaks ohhhhh nedense...
Tatilin başlamasıyla çocukların değişik etkinliklere başlaması bir oldu; sabahtan sağlık ocağına gitmem gerekiyordu, gittiğimde en az 10 çocuk bekliyordu hepsi de idrar tahlili filan yapılıp sağlık raporu alacak anlaşılan havuzlar dolup taşacak havuz işletmecilerine gündoğdu hadi bakalım yaşadınız:)))

Benim de hep dertlendiğim bir konuya cumartesi günü bir gazete de değinmiş. Gazetelerin hayvan köşelerini okumadan hiç geçmeyen biri olarak bu yazıyı okuyunca çok sevindim..

Okullar kapanır herkes biryerlere gider; yazlıklara gidilir çocukların ne zamandan beri istediği ama "okul var sen şimdi onunla ilgilenemzsin okul kapansın alırız" diye söz verilen hayvanları almak üzere pet shoplara gidilir ve istenilen kedi köpek kuş kaplumbağa gibi hayvanlar alınıp evlere getirilirler. ilk heves onlara çok güzel bakılır ilgilenilir..

Bunun birde sonrası olduğu o masum hayvanlar alınırken hiç düşünülmez yaz bitip evlere dönüş başlayınca yada okullar açılıp herkes işine okuluna başlayınca onlarla ilgilnmek çok zor gelecek ve onun için hayvancıklar elden çıkarılmak istenecektir. Verecek bir eş dost arkadaş bulunursa ne âlâ ama bu genellikle çok zordur en kolayı bunları sokağa bırakmak. Bırakılır "nasıl olsa birileri bakar karnını doyurur o zaten doğada yaşaması için yaratılmamıştır evet onlar yanlız başlarına dışarıda yaşayabilirler".

İşte hep bu düşünceler yüzünden sokaklarda öyle çok terkedilmiş köpekler varki. Eğer hayvan almak istiyorsanız lütfen iki kere düşünün onlara sevgiye yuvaya alıştırıp daha sonra sokaklara yanlızlığa terketmeyin bunu çocuklara da anlatın onlarda bir canlı.

İşte HAYTAP Hayvan Hakları Federerasyonu Antalya'yı pilot bölge seçmiş ve çok güzel grafikler hazırlamışlar umarım en kısa zamanda bütün Türkiye de bu afişler sokaklarımızda yerini alır..
>Siz terk ettikten sonra O'nu sokaklarda çok zor günler bekliyor olacak..

>Neden terkedildiğine anlam veremediği için şaşıracak,

>Mücadeleye daha alışkın sokak hayvanları arasında hiçbir şansı olmadığı için yenik düşecek,

>Birileri tarafından beslenmeye alıştığı ve karnını nasıl doyuracağını bilmediği için aç kalacak,

>Terk edilene kadar hep güvende yaşadığı, başka türlü bir hayatı bilmediği için hastalanacak,

>Birileri tarafından sevilip ilgi görmeye alıştıktan sonra yapayalnız kaldığı için üzülecek.

>Kendisine yaklaşan herkesi siz sanıp iyiyi-kötüyü ayırmadan sevgiyle koştuğu için aldanacak,

Yine de hep sizi bekleyecek,
Karşılıkız sevgi ve sadakatin ne demek olduğunu bildiği için...

Bakın ne kadarda çok şey yazmışım hayvanlar sözkonusu olunca konuyu poğaçaya bağlayacaktım ama yazı uzadıkça uzadı zaten bir dahaki yazım poğaça üzerine olsun :) sevgiyle kalın hayvanları hep sevin en azından onlara şevkatli davranın onların da bu dünyada yaşama hakları olduğunu unutmayalım dünya sadece biz insanlar için değil......

09 Haziran 2009 Salı

EKŞİLİ PATLICAN GÖMBESİ (Babadağ yemeği)

Uzuuun bir aradan sonra işte geldim...

Bu arada neler yaptık, her zaman olduğu gibi okul işleri yoğunluktaydı bu yıl oğlum Melih 5. sınıfı bitirdiği için etkinlikler biraz fazlaydı:)

Cumartesi akşamı bir veda yemeği düzenleyerek aileler ve çocuklar bir arada eğlendik..

Pazartesi aşamı(dün akşam) da öğretmenimizin ve çocukların büyük bir özveri ile hazırladığı tiyatro ve dans gösterilerini izlemek için Denizli Halk Eğitim Merkezindeydik..

Bütün bunların hazırlıkları oydu buydu derken bir hafta nasıl geçti anlayamadık bile...

Bu arada havalar ısınmadı derken şu birkaçgünden beri sıcaklar fena bastırdı dün ve bugün fevkaladenin fevkinde bir sıcak var burada.

Bundan önceki yazımda hiç bişey yapmak canım istemiyor diye yazmıştım taaaaa Kayserilerden kardeşim Hilalin sözlü saldırısına maruz kaldım:) bir kerede canın bişeyler yapmak istesin nedir senin bu halin ne uyuşuk uykucu bir insan oldun sen falan filan diyerek beni oldukça tahrik etti..

Ertesi gün hemen bir mutfak ziyareti yaptım iki çeşit kurabiye döktürdüm ama bu seferde yazmaya vaktim olmadı:) Tarifler bilahere gelecekler..

Bugün de bizim babadağın yazın oldukça bol tüketilen eşili balcan gömbesini yaptım; bu yemek Babadağ da çok sevilen bir yaz yemeğidir.
Yazın yaylalarda hemen bir ateş yakıp patlıcanlar közlenir soğanlar zeytinyağında kavrulur domateslerin kabukları soyulur doğranır, kavrulan soğanların üzerine ilave edip biraz pişirilir,domates oldukça bol olmalı.
Közlenen patlıcanlar tahta üzerinde ince kıyılır ve soğan domates karışımı içine ilave edip domates ve patlıcanın suyu çekene kadar pişirilir tuz atılır sadece yağ kalmalıdır sulu olmamalı.
Bu yemeğimizin daha değişik versiyonlarıda vardır mesela yoğurtlu balcan gömbesi onu anlatmıştım tarifi burada bir de deli balcan vardır o genellikle yufka yaparken ekmek ocaklarında hemen yemek için acil tarafından hazırlanan ve taze yufkaya sarılıp hooop mideye indirilen bir çeşittir başka bir gün sizlere onuda anlatırım..
Ben bu ekşili patlıcan yemeğinin yanında makarnayı çok severim şimdi ocakta makarnam pişiyor bile hafif bir akşam yemeği yemek isteyenlere tavsiye ederim eğer yağını az tutarsanız diyet yapanlarında yiyebileceği bir yemek..
Benden şimdilik bu kadar artık arayı fazla uzatmamak dileğiyle hoşçakalın.

02 Haziran 2009 Salı

KALP PASTA...


Bu günlerde ne mutfağa girip bişeyler yapasım var, ne de bilgisayar başına oturup bişeyler yazmaya, bir tembellik geldi üzerime sormayın gitsin..

Geçen cuma yengemin kızının öğretmeni iin bu pastayı yaptım, sade bir pasta istemiş eşinin doğum günü için. Eş olunca kalpli uygun olur diye düşündüm:)

Pastanın kekini herzaman yaptığım amonyaklı pasta altından hazırladım. kremam da kendi yaptığım aynı krema her ikisinin tarifide BURADA...

Yeni tariflerle birlikte olmak üzere benden şimdilik bu kadar..
Hoşçakalın..